Arsenik Nedir?
Haziran 12, 2017
İstanbul
Haziran 12, 2017

Mersin

toplusms-gondermek-artik-cok-kolayMERSİN

Mersin ili Akdeniz Bölgesinin Çukurova bölümünün batısında bulunmaktadır. İlçelerin yüz ölçümleri; Akdeniz 304, Mezitli 604, Toroslar 838, Yenişehir 37, Tarsus 2032, Çamlıyayla 688, Silifke 2590, Mut 2535, Gülnar 1575, Erdemli 2053, Anamur 1348, Aydıncık 446, Bozyazı 570 km2  olmak üzere Mersin ili 15.620 km2 yüzölçümü ile Türkiye topraklarının %2 sini kaplar.

İl doğuda Adana’nın Karataş, Merkez, Karaisalı ve Pozantı; kuzeydoğuda Niğde’nin Ulukışla; kuzeybatıda Karaman Merkez, Ermenek; kuzeyde Konya’nın Ereğli ve doğuda Antalya’nın Gazipaşa ilçeleriyle çevrilmiştir. Güneyi Akdeniz ile kuşatılmış olan Mersin ili; kuzeyden Batı ve Orta Toros Dağlarının yüksek plato ve zirveleriyle Anadolu’nun iç kesimlerinden ayrılmaktadır.

Mersin il alanı, Batı ve Orta Toros Dağları üzerinde bulunmaktadır. İl sınırları içine giren Toros Dağları, İç Anadolu’nun Konya düzlüğü ile Akdeniz arasında, yüksek çatılı bir kuşak halinde, Batı – Doğu yönünde uzanır. İli kuzeyden çevreleyen Toros Dağları; genç dağlar olup, volkanik granit, gnays ve mikaşistlerden oluşmuştur. Bu dağlar; Silifke, Gülnar, Anamur ve Mut ilçe topraklarının büyük bölümünü örter. Doğuya gidildikçe, denizden yavaş yavaş uzaklaşan dağ sırasıyla deniz arasında geniş düzlükler oluşur. Bu geniş düzlüklerde merkez ilçe Mersin ile Tarsus yer alır. Taşeli platosunun batı sınırlarını oluşturan batı Toros Dağları, Antalya Körfezinin doğusundan Mersin İline doğru iki kol halinde uzanır. Birinci kol Alanya ve Gazipaşa ilçelerinin kuzeyinden geçerek Silifke’ ye dek uzanır. İkinci kol, Ermenek Göksu Vadisi ile Hadim Göksu vadisi arasında il topraklarına sokulur. Daha sonra Mut’un güneybatısında, her iki vadinin birleştiği yerde son bulur. Orta Toros Dağlarının il alanı içinde kalan kesimine Bolkar Dağları adı verilir. Göksu Vadisinin doğusundan başlayan Limonlu çayı vadisi, kaynak alanından sonra düzenli ve yüksek sıralar oluşturan Bolkar dağları, Mersin topraklarını İç Anadolu’dan bir duvar gibi ayırır. En yüksek yeri 3524 metre ile Medetsiz tepesidir.

Orta Toros Dağları, İç Anadolu ile Güney Anadolu’yu birbirinden ayıran sistemli sıralar oluşturduğundan, güç geçit verir. Orta Torosların tek geçidi Gülek Boğazıdır(1050 metre). İkinci önemli geçit  ise; Orta  Toroslar ile Batı Torosları birbirinden  ayıran Göksu  Vadisi oluğundaki Sertavul geçididir. Silifke – Mut karayolu bu geçitten Konya’ya bağlanır.

İl alanını kaplayan Batı ve Orta Toros Dağlarının temel özelliği, yüksek ve sürekli sıralar oluşturmasıdır. Bu dağların arasında geniş plato düzlükleri vardır. Akdeniz kıyı kuşağı ve Göksu ırmağı çevresi dışında geniş sayılabilecek ova yoktur. İlin bu kesiminde vadiler önemli yer tutmaktadır. Akarsular, derin vadilere gömülmüş durumdadır. Akdeniz iklim özellikleri, güneyden kuzeye doğru uzanan bu vadilerden Toros Dağlarının içlerine dek sokulur. Vadilerin yamaçlarında verimli tarım toprakları bulunan taraçalar yer alır. Bu vadi ve ovaların başlıcaları şunlardır: Göksu Vadisi, Anamur Vadisi, Tarsus Vadisi, Silifke Ovası, Anamur Ovası, Tarsus ve Berdan Ovalarıdır.
Mersin’de il topraklarının %24 ünü kaplayan plato oluşumları çok önemlidir. Göksu Vadisinin batısında kalan Mut, Silifke ve Anamur yöresi, Türkiye’nin en önemli Platolarından biri olan Taşeli Platosunun üzerindedir. Taşeli platosunun Akdeniz’e ve Göksu Vadisine bakan kesimlerinde, yaz aylarında yöre halkının yaylak olarak kullandığı yaylalar vardır. Bunların başlıcaları; Silifke de Balandız, Gökbelen ve Kırobası; Anamur’da Kaş, Beşoluk ve Kozağaç; Gülnar’da Bardat, Tersakan ve Balyaran; Mut’ta Kozlar, Çivi, Söğütözü ve Sertavul yaylalarıdır.

İklim

Mersin ilimiz, bilinen sınıflandırma metotlarına göre yarı kurak az nemli, kışları ılıman, yazları sıcak, su fazlası kış mevsiminde ve çok kuvvetli, deniz tesirinde bir iklime sahiptir. Mersin’de yıllık sıcaklık ortalaması 19,2C dir. Mersin’in uzun yıllık ortalama sıcaklık trendine bakıldığında ortalama sıcaklıklarda 6.5ºC/100 yıl olmak üzere artış trendi vardır. 32 yıllık gözlemlerde saptanan en yüksek sıcaklık 38,5C (1999), en düşük sıcaklık ise -0,4C (1992)dir. Yaz aylarının ortalama sıcaklığı 25- 33C arasında değişmektedir. Sahil kesimi ile sahilden 15–25 Km. iç kısımlarda ve yayla eteklerinde 10C ye varan düşük sıcaklıklar görülmektedir. Kış aylarında sıcaklık ortalaması 9–15C arasında değişir. Bazı yıllar sıcaklık 0C nin altına düşmektedir. Kar yağışı sahil kesimlerde görülmez. Ancak kış aylarında Torosların eteklerinde ve yayla kesimlerinde değişen miktarlarda kar yağışı ve örtüsü olmaktadır. Deniz suyu sıcaklık ortalaması 20,8C dir. Yaz aylarında 25–28C arasında değişmektedir. Bu mevsimde kuvvetli rüzgarların olmaması nedeniyle dalga yüksekliği çok düşük olmakta, böylece uzun yaz ve sonbahar aylarında denizden istifade edilebilmektedir. Mersin’de güneybatıdan esen deniz ve kara meltemi, Nisan- Eylül arasındaki altı aylık sürede gündüzleri denizden karaya doğru, geceleri Toroslardan denize doğru esmekte ve sıcak yaz mevsiminde serinletici özellik taşımaktadır. Ortalama rüzgar hızı 2.2 m/sn dir. Deniz ulaşımını etkileyen nitelikteki kuvvetli rüzgarlar azda olsa kış aylarında görülür. İlimizde uzun yıllar verilerine göre yıllık yağış toplam miktarı 591,6 mm dir. En çok yağış Aralık ayında en az yağış ise Ağustos ayındadır. Uzun yıllar ölçümlerine göre yıllık kapalı günler ortalama 25,3 gündür. Yılın büyük bölümünde hava açık ve az bulutlu geçmektedir. Mersin yurdumuzun güneşlenme süresi en fazla olan illeri arasındadır. Günlük ortalama güneşlenme süresi 7,39 saat olup yaz aylarında bu süre 8–10 saat arasında değişmektedir. Yıllık Ortalama Bağıl Nem % 69 (1975-2006 yılları) olup, aylara göre %64 – %76 arasında değişmektedir.

Mersin tarihçesi

Klasik devirde Klikya olarak adlandırılmış olan Mersin; sırası ile Hititler, Frigler, Asurlular, Persler, Makedonyalılar, Romalılar ve Bizanslıların, XI. yüzyılda Selçukluların, XIV. yüzyılda Karamanoğulları ve Ramazanoğullarının XV. yüzyılda da Osmanlı İmparatorluğunun hâkimiyetine geçmiştir.
Yumuktepe ve Gözlükulede yapılan kazılarda Mersin’in tarihten önceki devirlerden beri önemli bir yerleşme merkezi olduğu anlaşılmaktadır. İl Merkezi Mersin’de bulunan Yumuktepe’de, 1937’de Liverpool Üniversitesi Arkeologlarınca başlatılan kazıda; en alt tabaka olarak “Neolitik Devri” tespit edilmiştir. Kazı çalışmalarının devamı bu yörenin Neolitik dönemden sonra Maden Devri ve Tunç Devri arasına bir geçiş yaptığını göstermiştir. Yumuktepe’deki kalıntılar hemen hemen aynı şekilde Tarsus’taki Gözlükule’de de yer almaktadır.
Bir süre yörede Etilerin hüküm sürdüğü görülür. Eti Kralı Hattuşil yöreyi imar ve ıslah etmiştir. Daha sonra Asur kralı III. Salomossa’ın ele geçirdiği Mersin yöresi, M..528 tarihinde İran Hükümdarlığına geçer, M..527 de yöreyi ve Kıbrıs’ı Yunanlılar ele geçirirler. M..334 senesinde yöre Büyük İskender’le Makedonyalıların eline geçer.
M..261-246 da yöreyi Mısır Hükümdarı Batlenios Ogustos zapt eder. M..70’li yıllarda Romalıların eline geçen Mersin Roma İmparatorluğunun ikiye ayrılmasından sonra Doğu Roma toprakları içerisinde kalır.
İslamiyet’in yayılmasından sonra Halife Osman zamanında Mersin ve civarı Arapların eline geçer. Daha sonra bölge 718 yılında halifeliğin Abbasilere geçmesiyle 853 yılında Sultan Mehdi, yöreyi Abbasi’lere katar. Daha sonra Selçukluların eline geçen yöre bu dönemde kısmi “Haçlı İstilası”na uğrar ve Selçukluların zayıflamasından sonra Karamanoğulları’na geçer.
Osmanlı Padişahı Yıldırım Beyazıt zamanında yöre Osmanlı idaresi altına girer. I. Dünya Harbinde İtilaf Devletlerinin istilasına uğrayan Mersin, Milli Mücadele ile 3 Ocak 1922’de tekrar Türk hakimiyetine girmiştir. 1924 yılında Mersin Adıyla Vilayet olmuş, 1933 yılında da Mersin İçel ile birleştirilerek İçel adını almıştır. 28 Haziran 2002 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 4764 sayılı Kanunla da İl’in ismi yeniden Mersin olmuştur.
XII. yüzyılda Göksu ırmağının iki yanındaki bölgeye Türkler “İÇEL” demişlerdir. Dağlar arasından girilmesi ve görülmesi güç bir yer olduğu için Selçukluların bölgeyi böyle isimlendirdiği düşünülmektedir.
Mersin adının kökeni konusunda iki değişik görüş yaygın olarak kabul edilir. Bunlardan birincisi, civarda yetişen ve Akdeniz ikliminin tanıtıcı bir bitkisi olan Arapların da Hambales dedikleri Myrtus-Mersin ağacı nedeniyle bölgeye Mersin adı verildiğidir.
İkincisi ise Mersin adının bu bölgede yaşayan “Mersinoğulları veya Mersinoğlu” adındaki bir Türkmen ailesinden geldiğini kabul eden görüştür. Evliya Çelebi’de seyahatnamesinde bölgede yetmiş evli bir Türkmen ailesinin bulunduğunu ve bu ailenin adının da Mersinoğlu olduğunu belirtmiştir. Bir başka görüşe göre ise, Mersin adı bir bitkiden değil, yörede yaşayan Mersinoğlu adındaki aşiretten kaynaklanmaktadır. Mersin adına Anadolu’nun çeşitli yörelerinde rastlamak mümkündür. rneğin; İzmir, Ordu ve Trabzon’da Mersin, Mersinlik adında köyler bunlardan birkaçıdır.

 

 

Mersin Toplu Sms, Toplu Sms